Bilişsel Davranışçı Terapi, psikoloji biliminin ilkelerini temel alarak ruhsal çatışma ve bozuklukları tanılama, tedavi etme ve önleme için kullanılan bir psikoterapi yöntemidir. Etkinliği birçok klinik araştırma ile kabul edilmiş, psikoloji alanında kullanılan en yaygın yöntemlerden birisidir. Bilişsel Davranışçı Terapi güncel sorunlara yönelik çözüm yolları geliştirmek ve bu çözüm yollarını kişinin hayatına uygulayabilmesini sağlamak için beceri kazandırmada etkili bir yaklaşımdır. Kişi, bu beceriler sayesinde kafasını kurcalayan sorunlara karşı daha mantıklı bir bakış açısı geliştirebilecek, hayata daha rasyonel yaklaşabilecektir.
Bilişsel Davranışçı Terapi, davranışçılık akımının biliş ile birleşimine dayanmaktadır. Davranışçı yaklaşımda, kişinin duygu ve düşüncelerini düzenlemede müdahale alanı olarak kabul edilmektedir. Bilişin eklenmesiyle oluşan bu yaklaşımın odak noktası şudur: Düşünceler davranışları ve tutumları etkilemektedir, bu durumda negatif ve işlevsiz düşünce yapıları kişilerin olumsuz duygu durumları yaşamalarına ve mantıksız davranış stratejilerine başvurmalarına neden olur. Bilişsel Davranışçı Terapinin asıl amacı da bu irrasyonel ve işlevsel olmayan düşünce yapılarının yerine rasyonel ve mantıklı olan düşünce yapılarını getirip olaylara ve durumlara doğru bir bakış açısı oluşturmayı sağlamaktır. Bu sayede kişinin problemi ortadan kalkacaktır. İşlevsel olmayan düşünceler olarak bahsedilenler nelerdir? Birkaç örnekten bahsedelim:
Zihin Okuma: Kişinin, gerçekliğine dair bir kanıt olmadığı halde kişilerin düşüncelerinin bildiğine inanmasıdır. Örneğin, ‘’O beni hiçbir zaman sevmedi.’’
Felaketleştirme: Kişinin başına gelen olayın dehşet verici ve dayanılmaz olduğunu düşünmesidir. Örneğin; ‘’Sınavda başarısız olursam bu bir felaket olur.’’
Olumsuz Seçicilik: Kişinin özellikle başına gelen olumsuz durumlara odaklanması, nadiren olumluları fark etmesidir. ‘’Örneğin, benden hoşlanmayan birçok insan var.’’
Aşırı Genelleme Yapma: Kişinin tek bir olumsuz olayı temel alarak genel olumsuz bir bütüne ulaşmasıdır. Örneğin, ‘’Her şey hep benim başıma geliyor, hep beni buluyor.’’
Dayatmalar: Kişinin olayların ne olduğundan çok nasıl olması gerektiğine vurgu yapmasıdır. Örneğin, ‘’Bu işi mükemmel yapmalıyım, yapamazsam bu, benim beceriksiz olduğumu gösterir.
Kişiselleştirme: Kişinin yaşanan olaylar için sadece kendini suçlayıp başkalarının da olaylara neden olabileceğini görmemesidir. Örneğin, ‘’Boşandık, çünkü ben evliliği yürütemedim.’’
Suçlama: Kişinin olumsuz duygu ve olaylar konusunda başkalarını sorumlu tutup kendi üzerinde sorumluluk almamasıdır. Örneğin, ‘’Şuan hissettiklerimden o sorumlu.’’ ‘’Tüm sorunlarımın nedeni annem ve babam.’’
Haksız Karşılaştırmalar: Kişinin olaylara gerçekçi olmayan bir bakış açısıyla yaklaşıp kendinden daha iyilere odaklanarak, kendini küçük görmesidir. Örneğin, ‘’Ben tam bir beceriksizim çünkü onlar, sınavda benden daha fazla soru cevapladılar.’’
Pişmanlık Eğilimi: Kişinin şuanda sergileyebileceği olumlu davranışları düşünmek yerine geçmişe takılı kalıp yaptıklarından pişmanlık duyması ve bunlara yoğunlaşmasıdır. Örneğin, ‘’Onun güvenilir bir kişi olmadığını anlamalıydım.’’ ‘’Daha çok çaba gösterseydim daha iyi bir işe sahip olurdum.’’
Ya olursa: Kişi bir olay ve durumun gerçekleşme ihtimali üzerine kafa yorar fakat bu konuda tatmin edici sonuçlara varamaz. ‘’Evet, ama nefesimi tutamazsam?’’ ‘’Sınava çalıştım ama ya soruları yanlış çözersem?’’
Duygusal Çıkarsama: Kişinin gerçekleri değerlendirirken duyguları tarafından yönlendirilmesidir. ‘’Kendimi çökkün hissediyorum, bu yüzden evliliğim iyi gitmiyor.
Bilişsel Davranışçı Terapide öncelikle hedeflenen duygu ile düşüncenin arasındaki ilişki ve farklılıklar konusunda kişiyi eğitmektir. Kişiye duygu ve düşüncenin ayrı birer olgu olduğu, bununla beraber düşüncelerin duyguyu nasıl etkilediği anlatılır. Daha sonra kişilerin her zaman düşüncelerin gerçeklerle örtüşmeyebileceği konusunda ayrım yapmalarına yardımcı olunur. Kişilerin düşünceye olan duygu ve inançlarının derecesini belirlemeleri sağlanır. Bu şekilde terapi sırasında duygusal değişimlerini daha iyi izleyebilir hale gelirler. Kişilerin çarpıtmaları belirlenir ve sınıflandırılır. Bu sayede sorunlara daha net odaklanılır. Daha sonra kişilerin düşüncelerinin derinine inilerek altında yatan inançlar elde edilmeye çalışılır. Böylece problemin kaynağı tespit edilmiş olur. Bu tespitle beraber kişi yanlış kanı ve inançlarını gözden geçirmeye başlar. Terapist ile beraber düşünceler gözden geçirilir ve işlevsel olanlar ile değiştirilir.
Kişilerin inanç ve düşünceleri ile ilgili bir takım kayıtlar tutulması istenir ve bilimsel pratik davranışsal egzersizler verilir. Tedavi sırasında bilimsel olarak kabul görmüş pek çok test kullanılmaktadır. Diğer yaklaşımların teknikleriyle de harmanlanabilir.
Bilişsel Davranışçı Terapi kişilerin direkt olarak belirli sorunların çözümüne odaklandığı için terapi nispeten daha hızlı yol almakta ve bu sebeple daha az seansla problemi çözülebilmektedir.
Depresyon, fobi, kaygı bozuklukları, post travmatik stres bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk, sosyal fobi gibi pek çok sorun Bilişsel Davranışçı Terapi ile çalışılabilir.
Kaynaklar
Leahy, R.L. (2003). Cognitive therapy techniques. (H. Türkçapar ve E. Köroğlu, Çev). Ankara: HYB Basım Yayın.
Bilişsel davranışçı terapi nedir?(Haziran 2017), http://www.bilisseldavranisci.org/index.php?option=com_content&view=article&id=59%3Abilisel-davranc-terapi-nedir-